22 Mart 2025 Cumartesi

istanbul Türk Dünyası Nevruz Buluşması -Yılmaz Parlar





 Türk Dünyası Nevruz Buluşması Renklerle Dolu

Türk Dünyası Nevruz Buluşması: Renkler, Ezgiler ve Kardeşlik Ruhuyla Dolu Bir Bayram

Her yıl 21 Mart'ta gece ile gündüzün eşit olduğu bu özel gün, doğanın uyanışını, bolluğu, bereketi ve yeniden doğuşu simgeler. Hoşgörü, barış ve kültürel zenginlikleri paylaşmaya da davet eder.



Nevruz, kökenleri binlerce yıl öncesine dayanan bir kültürel miras olarak; dostluk, kardeşlik, barış ve dayanışma mesajlarıyla insanları bir araya getiriyor. UNESCO tarafından 2009 yılında "İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası" olarak kabul edilen Nevruz, farklı milletler tarafından çeşitli etkinlikler ve ritüellerle yaşatılır.



Türk Dünyasında Nevruz Bayramı

Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan gibi ülkelerde Nevruz, halk oyunları, geleneksel yemekler, şenlikler ve ateş üzerinden atlama gibi ritüellerle kutlanır.



Nevruz Coşkusu İstanbul’da, Türk Dünyası Kardeşlik İçin Buluştu

İstanbul’da, Türk dünyasının binlerce yıllık geleneği, Ergenekon’dan çıkışın simgesi olan Nevruz bayramı, coşkuyla kutlandı.

21 Mart 2025’te İBB Kültür Mahallesi’nde düzenlenen Nevruz Bayramı, Türk dünyasının renklerini ve kültürünü bir araya getirdi. Protokolün ve halkın yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, binlerce yıllık gelenekler coşkuyla kutlandı.



21 Mart 2025 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Mahallesi’nde düzenlenen Nevruz Bayramı kutlamaları, Türk dünyasının kardeşlik ve birlik ruhunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Geniş bir protokolün ve halkın büyük ilgi gösterdiği etkinlik, saygı duruşu ve milli marşlarla başladı. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitler ve gaziler anıldı.



İBB Başkanlığın Nevruz dolayısıyla yayımladıkları mesajlarda, bu özel günün birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını pekiştirdiğini belirtti.

Erdebil-Horasan Alevi Ocakları Vakfı Genel Başkanı Ali Eker, Çepni Dernekleri Federasyonu Başkanı Muhammet Arif Genç, Anara Baijanova, Yasemin Pınar, Ergül Önder ve Özbek Kadın Hakları Derneği Başkanı Azade İslamova’nın öncülüğünde organize edilen "Türk Dünyası Kardeş Buluşması" adlı etkinlik, renkli görüntülere sahne oldu. Açılış konuşmalarının ardından demir örs üzerinde çekiçle demir dövülerek Nevruz ateşi yakıldı.



Türk Dünyasının Renkleri Bir Arada

Etkinliğe Özbek Konsolosluğu’ndan Timurbek Hamidov ve Maksudbek Zulunov, Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, Kıbrıs Konsolosluğu’ndan eski Ekonomi Ateşesi Cahit Kayıarslan,  Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel, Cemil Kılıç, Araştırmacı Yazar Doç. Dr. Tuğrul Kihtir gibi isimlerin yanı sıra çok sayıda STK temsilcisileri, Siyasi Parti temsicileri ve elit halk katıldı.



Geleneksel Kıyafetler ve Sanatın Büyüsü

Anara Baijanova’nın organize ettiği Türk cumhuriyetlerine özgü geleneksel kıyafetlerin sergilendiği defile, büyük beğeni topladı. Her ülkeden sanatçılar, kendi şarkılarını, türkülerini ve ezgilerini seslendirerek izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Miniklerin gösterileri ise seyircileri hem gülümsetti hem de büyük alkış aldı. Halk dansları, müzik performansları ile dolu dolu kutlama oldu.



Lezzetlerle Dolu Bir Bayram

Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen ve Kafkas mutfağından örneklerin sunulduğu etkinlikte, Özbek Kadın Hakları Derneği Başkanı Azade İslamova’nın hazırlattığı Özbek pilavı ve Anara Baijanova’nın Kazak mantısı, iftarın ana yemeği olarak öne çıktı. Katılımcılar, Türk dünyasının zengin mutfak kültürünü tadarak bayramın keyfini çıkardı.



İBB Türk Dünyası Kültür Mahallesinde Nevruz Coşkusu, Ergenekon’dan Çıkışın Kutlanışı

Türk milletinin binlerce yıllık töresi olan Ergenekon’dan çıkışı ve yeniden dirilişi simgeleyen 21 Mart 2025 tarihinde İBB Türk Dünyası Kültür Mahallesi’nde gerçekleştirilen Nevruz Bayramı açılış konuşmaları;



Çepni Dernekleri Federasyonu Başkanı Muhammet Arif Genç’in Konuşması

Çepni Dernekleri Federasyonu Başkanı Muhammet Arif Genç, konuşmasında Nevruz’un yalnızca bir bahar bayramı olmadığını, aynı zamanda Ergenekon’dan çıkışın, yeniden dirilişin ve hürriyetin simgesi olduğunu vurguladı. Genç, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Bugün burada Türk dünyasının ortak bayramı olan Nevruz'u kutlamak için bir araya gelmiş olmanın büyük onurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Baharın gelişi, toprağın kardeşliğin ve dayanışmanın sembolü olan Nevruz aynı zamanda bizler için Ergenekon'dan çıkışın, yeniden dirilişin ve hürriyetin simgesidir. Binlerce yıldır Türk milletinin birlik, beraberlik ve özgürlük ruhunu yaşatan bu kutlu gün, farklı coğrafyalarda yaşayan soydaşlarımızı ortak kültürümüz ve değerlerimiz etrafında birleştiren en önemli geleneklerimizden biridir.”



Erdebil-Horasan Alevi Ocakları Vakfı Genel Başkanı Ali Eker’in Konuşması

Erdebil-Horasan Alevi Ocakları Vakfı Genel Başkanı Ali Eker, konuşmasında birlik ve beraberliğin önemine vurgu yaparak Nevruz’un yalnızca mevsimsel bir değişim değil, ruhların tazelenmesi ve millet olarak kenetlenme günü olduğunu belirtti. Eker’in konuşmasında şu ifadeler dikkat çekti:

“Yıllardır geleneklerimiz arasında Türk'ün bayramı olan bugünü hep birlikte kutluyoruz. Nevruzumuz kutlu olsun! Türk dünyasının ortak bayramı olan bu günü kutlamak için bir araya geldik, birleştik. Tanrı Türk'ün birliğini korusun ve yüceltsin. Eğer bir olursak güçlü oluruz. Eğer gaflete düşersek parçalanırız. Biz her daim bir olacağız.”



Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek’in Konuşması

Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, Türk dünyası arasındaki birlik bilincinin önemine dikkat çekerken, Nevruz’un Türk milletinin binlerce yıldır diriliş ve birlik simgesi olduğunu vurguladı. Zeybek, konuşmasında şunları söyledi:

“Bugün Türk ulusunun günüdür. Newruz, Nevruz deyip duruyoruz. Bence Farslar da bunu bizden öğrendiler. Yeni günü Nevruz diye çevirdi. Ama asıl olan bizim kültürümüzdür. Bugün burada bu bilinci daha da güçlendirmemiz gerekiyor. Nevruz, eğlenmenin ötesinde Türklerin bilincine ulaşmalarını sağlayan bir gündür. Kazaklar on gün, Kırgızlar ve Orta Asya’daki diğer Türkler binlerce yıldır bu günü kutlarlar. Bugün dirilişin, yeniden doğuşun günüdür.”



Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu

Halaçoğlu, konuşmasına “Bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” sözleriyle başladı: Ancak bu sözleri genişleterek, Türk dünyasının tamamının bir bütün olduğunu vurguladı. “Artık bizim vatanımız sadece Türkiye değil, bütün Türk dünyasıdır. Her biri bizim için bir bayraktır ve yere düşmeyecektir,” dedi.



Türk Dünyası Bir Araya Gelmeli

Halaçoğlu, birlik altında toplanmasının gerekliliğine değindi. Ortak bir tarihin yazılması gerektiğini belirterek, “Türk dünyasını bir araya getirip ortak tarihi birlikte yazmalıyız. Bu tarih, Türk dünyasının her yerinde okutulmalı ve tüm Türk milletini bir araya getirecek bir kaynak olmalıdır,” dedi.

Avrupa Birliği örneğini veren Halaçoğlu, “Avrupa Birliği siyasette, ekonomide, her alanda bir birlik oluşturmuş. Oysa onlar tarihte birbirleriyle savaşmışlar, din çatışmaları yaşamışlar ama yine de bir araya gelmeyi başarmışlar. Biz Türkler ise birbirimizden uzak duruyoruz. Birlik olmadığımız sürece büyük bir güç olamayız,” diyerek Türk dünyasının birleşmesi gerektiğini belirtti.



Türk Dünyası, Dünyanın En Güçlü Devletlerinden Biri Olabilir

Türk dünyasının sahip olduğu yeraltı zenginlikleri, petrol, doğalgaz, toryum ve bor gibi kaynaklarla dünyanın en güçlü topluluklarından biri olabileceğini ifade eden Halaçoğlu, genç nesillerin bu ortak tarihin birer parçası olduğunu anlamaları gerektiğini söyledi. “Bunu yapmadan sadece konuşmanın bir anlamı kalmaz,” diyerek konuşmasını sürdürdü.



Her Türk Devleti Bizimdir

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu ancak aynı zamanda Türkmen, Azeri, Kırgız, Kazak, Özbek ve Kıbrıs Türklerinin de vatandaşı olduğunu ifade eden Halaçoğlu, “Her biri benim bayrağımdır. Türk dünyası için can verecek şuura erişmek zorundayız. Bunu yaptığımızda her şeyin üstesinden geliriz,” dedi.



Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur

Halaçoğlu, Türk’ün kurtu kendine simge olarak seçmesini, “Kurt ehlileştirilemez. Kimseye muhtaç olmadan Türk milleti kendi arasında birlik ve beraberlik içinde bu mücadeleyi vermek zorundadır,” sözleriyle açıkladı. Alfabenin tek hale gelmesi gibi tarihin de tek bir bütün olarak yazılmasının önemine vurgu yaptı.

Halaçoğlu, ekonomik işbirliği ve yatırımların da bu birleşmenin temel taşları olacağını belirterek, Türk dünyasının dünyanın en güçlü devlet topluluklarından biri olabileceğini ifade etti.

Nevruz’unuz Kutlu Olsun

Konuşmasını Nevruz Bayramı’nı kutlayarak sonlandıran Halaçoğlu, Türk dünyasının birliğinin önemine bir kez daha dikkat çekti.


Özbek Konsolos



Konuşmasında Nevruz'un farklı kültürler arasında bir köprü olduğunu vurguladı. Türk dünyasının kardeşlik ve birlik mesajlarının yükseldiği bu anlamlı etkinlik olduğunu, Nevruz’un binlerce yıllık geleneğini yaşatırken, Türklük kültürel zenginliği bir kez daha hatırlattı.



Özbek Kadın Hakları Derneği Başkanı Azade İslamova konuşmasında;

 Renklerin, ezgilerin ve lezzetlerin buluştuğu bu özel gün, Türk dünyasının gücünü ve birliğini tüm dünyaya gösterdi. İBB Türk Dünyası Kültür Mahallesi’nde düzenlenen bu Nevruz Bayramı kutlaması, Türk milletinin birlik, beraberlik ve kültürel değerlerini yaşatma amacını taşıyan anlamlı bir etkinlik olarak tarihteki yerini aldı. Ergenekon’dan çıkış ruhunun halen diri olduğu ve geleceğe dair güçlü adımlarla yüründüğünü vurguladı.



Nevruz'un Tarihçesi

Nevruz, kökeni itibarıyla Pers kültürüne dayansa da, Türk dünyasında da önemli bir yere sahiptir. Özellikle Orta Asya Türk devletlerinde ve Anadolu'da binlerce yıldır kutlanan bu bayram, UNESCO tarafından da "İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası" listesine alınmıştır. Nevruz, Türk kültüründe Ergenekon Destanı ile de ilişkilendirilir ve demir dağların eritilerek Türklerin özgürlüğe kavuşmasını simgeler.

yilmazparlar@yahoo.com


8 Mart 2025 Cumartesi

Şule Gökırmak, “Yılın Kadını” Ödülü-Yılmaz Parlar





 Şule Gökırmak, “Yılın Kadını” Ödülü

Turizmden Spora, Sosyal Sorumluluktan Ödüllere Uzanan Bir Liderlik Hikayesi

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Yabancı Basın Ajansı'ndan “Yılın Kadını” Ödülünü Alan Şule Gökırmak, Beşiktaş'ta ve Turizm Sektöründe İz Bırakmaya Devam Ediyor.

Şule Gökırmak, yaptığı işte iz bırakan, toplumun lideri olmayan ve kadınların gücünü platformunda temsil eden bir lider. Onun hikayesi, sadece başarı değil, aynı zamanda ilham ve umut vaat ediyor.



Şule Gökırmak, turizm sektöründeki başarılı kariyeri, sosyal sorumluluk projelerindeki lider rolü ve Beşiktaş Spor Kulübü'ndeki yönetimiyle piyasadan sürekli söz ettiren bir isim.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Yabancı Basın Ajansı tarafından “Yılın Kadını” ödülüne layık görülen Gökırmak, kadınların toplumdaki en çok bir kez daha gözlerinin önünde serdi.

Turizm sektörünün gözde isimlerinden biri olan Şule Gökırmak, birçok otel yöneticiliği görevinde bulunarak sektöre önemli katkılar sağladı.

Van kahvaltısının operasyonunu yürüten Van'ı Guinness Rekorlar Kitabı'na taşıyan Gökırmak, turizm alanında yaratıcı ve etkili çalışmalarıyla dikkat çekti.

Ancak onun başarı hikayesi sadece turizmle sınırlı değil. Beşiktaş Spor Kulübü'ne dönerek icra kurulu olan Gökırmak, kulübün tüm sosyal sorumluluk yönetimine liderlik ediyor.



Bölgedeki çocukların deprem için hazırladığı “Bu Oyuncak Sana Arkadaşım” etkinliği, Felis Ödülleri'nde yedi ödül kazanarak, yaratıcı ve duyarlı korumasını bir kez daha kanıtladı.

Şule Gökırmak, engelli bireylerden kanser hastalarına, ihtiyaç sahibinden depremzede parçalara kadar toplumun her kesimine dokunmayı başaran bir lider.

Kurucu'nun genel başkanı olduğu Değer Otizm Yardımlaşma Derneği ile otizmli hayata dokunan projelere imza atarken, Turoyd (Turizm Otel Yöneticileri Derneği) yönetim kurulu üyesi olarak da sektöre katkıda bulunuyor.

Şule Gökırmak, sadece bir turizmci ya da spor yöneticisi değil; aynı zamanda toplumsal gelişme, gelişmişlik ve gelişmiş bakış açısıyla bir rol modeli. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde aldığı “Yılın Kadını” ödülü, bu özelliğiyle bir kez daha taçlandırıldı. Şule Gökırmak, kadınların toplumdaki gücü ve gücü en güzel şekilde temsil eden isimlerden biri olarak, geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor.

Şule Gökırmak, turizm ve sporun buluşmasında gelişmiş bir bakış açısıyla “mecburi turizm” güncellemesini taşıyor.

Beşiktaş Spor Kulübü’nün küresel taraftar kitlesini harekete geçirerek, Türkiye’ye daha fazla ziyaretçi çekmeyi amaçlayan projeler geliştiriyor.

Taraftarların sadece maçlar için değil, ülkenin kültürel ve doğal güzelliklerini ayırmak amacıyla da Türkiye’ye gelmelerini teşvik eden bu projeler, turizme yeni bir soluklanma getiriyor.

Gökırmak, Beşiktaş'ın marka değerini kullanarak, taraftarlarını Türkiye'nin farklı bölgelerine yönlendiriyor ve bu sayede hem spor turizmini canlandırıyor hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor.

Bu yaklaşım, turizmin sınırlarını genişleterek, sporun birleştirici gücünü turizmle buluşturuyor.

yılmazparlar@yahoo.com

7 Şubat 2025 Cuma

Türk Dünyasının Kadim Halkı Karapapaklar, Kalpağı Ve Madalyası-Yılmaz Parlar





 Türk Dünyasının Kadim Halkı Karapapaklar, Kalpağı Ve Madalyası

İpekyolu Stratejik Araştırmalar Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Karapapak Türkleri Birliği Kurucu Genel Başkanı Dr. Seyfullah Türksoy ile yaptığımız söyleşide  Karapapak Türklerinin tarihî kökenleri, göç yolları ve günümüzdeki durumlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Türk dünyasının bilge sesi, tarih bilinciyle donanmış bir lider, kalemiyle ve fikirleriyle Türk milletine ışık tutan bir münevver...

Dr. Seyfullah Türksoy, sadece bir akademisyen değil, aynı zamanda Türk dünyasının kaderini değiştiren bir dava adamıdır.

Onun bilgi ve vizyonu, Karapapak Türklerinin tarihini, kültürünü ve geleceğini şekillendiren bir pusula gibidir. Bugüne kadar yaptığı çalışmalarla yalnızca bilim dünyasına değil, Türk milletinin yüreğine de dokunmuş olan Dr. Türksoy, Karapapakların kimliğini, tarihini ve haklı mücadelesini anlatan en güçlü seslerden biridir.

Karapapak Türklerinin kökenleri ve tarihi üzerine gerçekleştirdiğimiz bu özel söyleşide, Dr. Seyfullah Türksoy'un değerli görüşleriyle ışık tutuyoruz...

Tarihsel ve Kültürel Bağlam

Karapapak Türkleri kimlerdir? Türk dünyası içindeki tarihî ve kültürel yerleri nedir?

Karapapak kalpağının tarihî ve sembolik anlamı nedir? Bu kalpak, geçmişte kimler tarafından kullanılmıştır?

Karapapak kalpağı sadece bir başlık mıdır, yoksa bir kimlik ve aidiyet sembolü müdür?

Günümüzde bu kalpağı kültürel miras olarak yaşatmak için neler yapılıyor?

Madalyanın Anlamı Ve Önemi

Karapapak madalyası nasıl ortaya çıktı? Kimlere ve hangi kriterlere göre verilmektedir?

Bu madalyanın Türk dünyasındaki önemi ve anlamı nedir?

Madalyanın dizaynı ve sembollerinde hangi anlamlar gizli?

Günümüzde Karapapak Kültürünün Yaşatılması

Karapapak kimliğini ve kültürünü gelecek nesillere aktarmak için hangi çalışmalar yapılmalıdır?

Kültürel mirasın korunması için devletler ve sivil toplum kuruluşları nasıl destek olabilir?



Kadim Bir Türk Boyu, Karapapaklar

Dr. Seyfullah Türksoy'un açıklamalarına göre, Karapapaklar köklü bir Türk boyu olup tarih sahnesine Kıpçaklarla birlikte çıkmıştır. Ancak Kafkasya'ya geldiklerinde Oğuzlarla iç içe geçerek bu toplulukla kaynaşmışlardır. Bu nedenle Karapapak kültüründe hem Oğuz hem de Kıpçak izleri bulunmaktadır.

Karapapak Türklerinin Kafkasya'daki varlığı binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. 11. yüzyılda Gürcü Kralı IV. Davit'in davetiyle Orta Asya'dan Kafkasya'ya 40.000 Karapapak savaşçısı göç etmiştir. Bu askerler, Büyük Selçuklu Hükümdarı Sultan Alparslan'ın Anadolu'ya yönelik fetih hareketlerinde de yer almış ve tarih sahnesindeki etkilerini sürdürmüşlerdir.

Sürgünler ve Göçler

Karapapakların göçleri sadece savaşlarla sınırlı kalmamış, çeşitli dönemlerde zorunlu sürgünlerle de karşı karşıya kalmışlardır. Özellikle 1876-1877 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Anadolu'ya büyük göçler yaşanmıştır. Karapapaklar, öncelikle Kars'a yerleşmiş, buradan Anadolu’nun farklı bölgelerine dağılmışlardır. Bugün Türkiye'nin kırktan fazla ilinde Karapapak Türklerinin yaşadığı bilinmektedir.

Sovyetler Birliği döneminde de Karapapaklar büyük acılar yaşamıştır. 1936 ve 1939 yıllarında başlayan sürgünler, en ağır şekilde 14-15 Kasım 1944'te yaşanmıştır. Sovyet lideri Josef Stalin tarafından Çeçenler, Kırım Tatarları, Karaçaylar ve Ahıska Türkleri ile birlikte yaklaşık 98.000 Karapapak Türkü Sibirya ve Orta Asya'ya sürgün edilmiştir. Sürgün sırasında soğuk, açlık ve hastalık nedeniyle binlerce Karapapak hayatını kaybetmiştir. Ancak, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'daki Türk soydaşlarının desteğiyle hayatta kalanlar yeni yaşamlar kurmayı başarmıştır.

Karapapakların Yayılımı ve Nüfusu

Bugün Karapapak Türkleri, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan, İran ve Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede yaşamlarını sürdürmektedir. Rusya’nın Dağıstan bölgesinde de büyük bir Karapapak nüfusu bulunmaktadır. Moskova ve çevresinde ise sayılarının yüz binleri bulduğu tahmin edilmektedir. İran’da Sulduz, Urumiye, Karadağ ve Tebriz’de önemli Karapapak toplulukları vardır.

Türkiye’de en yoğun Karapapak nüfusu Kars’ta bulunmakta olup, Sivas, Ağrı, Muş, Amasya ve birçok ilde varlıklarını sürdürmektedirler. Türkiye’deki Karapapak nüfusunun yaklaşık 1.5 milyon ila 2 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir. Dünya genelinde ise yaklaşık 7 milyon Karapapak Türkü yaşamaktadır.

Borçalı, Karapapakların Anayurdu

Gürcistan’ın Borçalı bölgesi, Karapapakların en yoğun yaşadığı bölgelerden biridir. Borçalı’da 200’den fazla köyde Karapapak Türkleri yaşamaktadır ve toplam nüfusları 500.000 civarındadır. Eğer tarih boyunca yaşanan göçler olmasaydı, bugün Gürcistan’da 2 milyon Karapapak’ın yaşayacağı düşünülmektedir.

Borçalı bölgesi, 1918 yılında kısa süreliğine de olsa bir Karapapak devleti olan ‘Borçalı Karapapak Türk Cumhuriyeti’ne ev sahipliği yapmıştır. Emin Ağacaloğlu önderliğinde kurulan bu cumhuriyet, demokratik, laik ve üniter devlet anlayışına sahip olup, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesiyle büyük benzerlik göstermektedir. Ayrıca geçmişte Borçalı Sultanlığı ve Hanlığı gibi Karapapak yönetimlerine de ev sahipliği yapmıştır.

Kültürel ve Tarihî Miras

Karapapaklar, tarih boyunca sadece savaşçı kimlikleriyle değil, aynı zamanda kültür, sanat, edebiyat ve siyasette de önemli roller üstlenmişlerdir. Osmanlı döneminde Hamidiye Alayları içinde yer alarak büyük kahramanlıklar göstermişlerdir. Bu alayların en meşhur liderlerinden biri, Sultan Abdülhamid tarafından ‘yelesiz aslan’ olarak anılan Mehrali Bey’dir. Osmanlı saflarında Ruslara ve Ermenilere karşı mücadele eden Mehrali Bey, Yemen’de şehit düşmüştür.

Bugün de Karapapak Türkleri, yaşadıkları coğrafyalarda kültürel varlıklarını sürdürerek Türk dünyasının önemli bir parçası olmaya devam etmektedirler. Dr. Seyfullah Türksoy’un vurguladığı gibi, Karapapak Türkleri hem Türkiye’yi hem de Azerbaycan’ı ana vatanları olarak kabul etmekte, aynı zamanda Türkistan coğrafyasıyla da güçlü bağlarını sürdürmektedirler.

Tarih boyunca pek çok zorlukla karşılaşmış olsalar da Karapapak Türkleri, güçlü kimlikleri, savaşçı ruhları ve kültürel miraslarıyla Türk dünyasının önemli bir parçası olmaya devam etmektedirler. Göçler, sürgünler ve savaşlar karşısında direnerek varlıklarını sürdüren Karapapaklar, geçmişten günümüze kadar süregelen birlik ve dayanışma ruhuyla Türk kültürüne önemli katkılar sunmaya devam etmektedirler.



Karapapak Kalpağı ve Karapapak Madalyası, Türk Dünyasının Onur Nişanesi

Türk dünyasının köklü ve asil topluluklarından biri olan Karapapak Türkleri, tarih boyunca cesaretleri, vatanseverlikleri ve kültürel miraslarıyla öne çıkmıştır. Bu kadim topluluğun en önemli simgelerinden biri olan Karapapak Kalpağı, yalnızca bir baş giysisi değil, aynı zamanda bir kimlik ve gurur sembolüdür. Aynı şekilde Karapapak Madalyası, tarihi derinliği ve taşıdığı yüksek anlamla Türk dünyasında özel bir yere sahiptir.

Karapapak Kalpağı, Onurun ve Cesaretin Sembolü

Karapapak Kalpağı, asırlardır bu topluluğun kimliğini temsil eden bir unsurdur. Sadece bir başlık değil, taşıyana cesaret, vakar ve birlik ruhu kazandıran önemli bir semboldür. Osmanlı’dan günümüze kadar gelen bu kalpak, tarih boyunca komutanların, devlet adamlarının ve savaşçılarının başını süslemiştir. Soğuğa karşı koruyucu yapısıyla bilinen bu özel giysi, Karapapakların zorlu coğrafyalarda verdikleri mücadeleyi ve dayanıklılıklarını simgeler. Dr. Seyfullah Türksoy’un bu konuda yaptığı vurgular, kalpağın sadece fiziksel değil, aynı zamanda manevi bir güç kaynağı olduğunun altını çizmektedir:

“Karapapak Kalpağı, yalnızca bir giysi değil, Türk dünyasının gururunu ve şerefini taşıyan bir semboldür. Onu taşıyan kişi, köklü bir mirasın temsilcisi olur.”

Karapapak Madalyası, Şanlı Bir Geçmişin Onurlu Yansıması

Karapapak Madalyası, Türk dünyasına hizmet eden, kültürel mirası yaşatan ve milletine değer katan kişilere verilen prestijli bir nişandır. Bu madalya, sadece üstün başarıların ve fedakârlıkların ödüllendirilmesi değil, aynı zamanda tarihi bir sorumluluğun gelecek nesillere aktarılmasını temsil eder. Madalyanın tasarımında kullanılan her bir sembol, Karapapakların tarihsel misyonunu ve ruhunu yansıtmaktadır.

Dr. Seyfullah Türksoy, Karapapak Madalyası’nın Türk dünyasındaki önemine şu sözlerle dikkat çekiyor:

“Bu madalya, sadece bir ödül değil; geçmişten geleceğe uzanan bir köprüdür. Karapapakların kahramanlık ruhunu, azmini ve birlik anlayışını temsil eder.”

Madalyanın kimlere ve hangi kriterlere göre verildiğine dair açıklamalarda bulunan Dr. Türksoy, ödülün sadece bireysel başarıları değil, topluma ve Türk dünyasına sağlanan katkıları da göz önünde bulundurduğunu belirtiyor. Madalyayı alan her birey, sadece kendisi için değil, aynı zamanda Türk milletinin ortak gururu için bu onuru taşımaktadır.



Karapapak Kültürü, Geçmişten Geleceğe Taşınan Değerler

Karapapak Türkleri, kültürel miraslarını yaşatmaya ve genç nesillere aktarmaya büyük önem vermektedir. Geleneksel kıyafetlerinden müziklerine, sanatsal üretimlerinden tarihî miraslarına kadar birçok alanda kendine özgü bir kimlik oluşturan bu topluluk, Karapapak Kalpağı ve Madalyası gibi sembollerle varlığını daha da güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bu nedenle, Karapapak Kalpağı ve Madalyası’nın önemi sadece geçmişe dair bir nostalji değil, aynı zamanda geleceğe dair bir yön gösterici olarak da değerlendirilmektedir. Dr. Seyfullah Türksoy’un liderliğinde yürütülen çalışmalar, bu kültürel değerlerin korunması ve tanıtılması için büyük bir adım niteliğindedir.

Karapapak Ruhu Yaşatılmaya Devam Ediyor

Karapapak Türklerinin onurlu geçmişi, bugün de kalpakları ve madalyalarıyla yaşatılmaya devam ediyor. Karapapak Kalpağı, asil bir kimliği ve mücadele ruhunu temsil ederken, Karapapak Madalyası ise bu kimliği hakkıyla taşıyanlara verilen en yüksek onur nişanlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Dr. Seyfullah Türksoy’un öncülüğünde bu değerlerin yaşatılması ve yeni nesillere aktarılması, Türk dünyasında kültürel birlikteliğin ve mirasın sürdürülebilirliği açısından büyük bir önem taşıyor.

Tarih boyunca cesaretin, vatan sevgisinin ve kültürel bağlılığın en güçlü temsilcilerinden biri olan Karapapaklar, kalpaklarıyla kimliklerini, madalyalarıyla ise bu onuru gelecek nesillere taşımaya devam ediyorlar. Bu miras, yalnızca bir topluluğun değil, tüm Türk dünyasının ortak gururu olmaya devam edecek.

yilmazparlar@yahoo.com

Emıtt 2025, Turizmin Kalbi İstanbul'da Attı-Yılmaz Parlar





  Emıtt 2025, Turizmin Kalbi İstanbul'da Attı

Dünyanın en büyük dört turizm fuarından biri olan EMITT - Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, bu yıl da kapılarını görkemli bir şekilde açtı.

İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen etkinlik, turizm sektörünün devlerini, yatırımcılarını ve seyahat tutkunlarını bir araya getirdi.

5 - 7 Şubat 2025. TÜYAP Fuar merkezde gerçekleşen 28. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı EMITT’in direktörü Hacer Aydın ile söyleşi gerçekleştirdik. Aldığımız bilgiler doğrultusunda özetle;



Turizmin Geleceği EMITT’te Şekilleniyor

Her yıl olduğu gibi EMITT 2025, sadece Türkiye’nin değil, dünya turizminin de geleceğine yön veren en önemli platformlardan biri oldu. Fuara 100’den fazla ülkeden binlerce sektör profesyoneli ve ziyaretçi katılım sağladı. Türkiye’nin göz kamaştıran turistik destinasyonlarılüks otelleributik işletmeleri ve yeni tatil trendleri EMITT’te büyük ilgi gördü.

Rekor Katılım ve Güçlü İş Bağlantıları

Bu yıl fuarda rekor düzeyde katılım sağlanırkenB2B görüşmelerinde milyon dolarlık anlaşmalara imza atıldı. Otel zincirlerinden tur operatörlerine, yerel yönetimlerden turizm yatırımcılarına kadar geniş bir yelpazeye hitap eden fuarda, özellikle Türk turizminin dünya pazarındaki yükselişi vurgulandı.

T.C İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, T.C. Kültür ve Turizm Bakanı Genel Tanıtma Müdürü Timuçin Güler, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı (TÜRSAB) Hasan Eker, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı (TTYD) Oya Narin, Türkiye Otelciler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı (TÜROFED) Erkan Yağcı ve Türk Hava Yolları Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Olmuştur’un katılımları ile Türkiye İş Bankası'nın ana sponsorluğunda düzenlenen  28. EMITT fuarına 80 ülke civarında 600 den fazla katılımcı bu yıl rekor sayılacak ziyaretciyi ağırladı.

Destinasyonlar Ve Kültürel Zenginlik Ön Planda

Kapadokya'nın büyüleyici balonları, Antalya'nın altın kumsalları, Karadeniz'in yemyeşil doğası ve Ege'nin eşsiz koyları fuarda büyük ilgi gördü. Ayrıca, gastronomi turizmi, sağlık turizmi ve sürdürülebilir turizm konularında yapılan oturumlar sektöre yeni vizyonlar kazandırdı.



EMITT 2025, Sadece Bir Fuar Değil, Turizmin Festivali

EMITT, ziyaretçilerine sadece iş bağlantıları kurma fırsatı değil, aynı zamanda turizm dünyasının en ilham verici etkinliklerine katılma şansı sundu. Renkli stantlar, kültürel performanslar, ödüllü konuşmalar ve inovatif projelerle tam anlamıyla bir turizm şöleni yaşandı. Hacer Aydın Liderliğinde EMITT 2025 Zirveye Ulaştı.

Turizm profesyonellerini, sektör liderlerini ve destinasyonları buluşturan organizasyon, bu yıl Hacer Aydın’ın üstün vizyonu ve liderliği sayesinde eşi benzeri görülmemiş bir başarıya imza atı.

Türkiye Turizminin Gücünü Dünyaya Gösterdik

EMITT 2025, Türkiye'nin turizmdeki lider konumunu bir kez daha tüm dünyaya kanıtladı. Sektör temsilcileri, yatırımcılar ve turizm severler, fuardan büyük memnuniyetle ayrıldı. Türkiye’nin 2025 turizm hedefleri doğrultusunda yepyeni iş birlikleri ve projelerin temelleri EMITT’te atıldı.

EMITT Turizm Fuarı 28 yıldır, Türkiye’de pek çok yeni tatil ve turizm destinasyonu oluşmasına ortam hazırlayan, Türkiye’de şehirlerin hatta köylerin markalaşmasına ve yerli yabancı turistle buluşmasına ev sahipliği yapan turizm sektörünün dünyaya açılan en önemli kapısı. Fuar, tüm katılımcılara, profesyonel yerli ve uluslararası ziyaretçilere yeni iş ve iş birliği olanakları sunabilen bir yapının dinamiklerini taşıdığını Hacer Aydın aktarıyor.

 

Hacer Aydın: Turizmin Güçlü Vizyoneri

 

Fuarın direktörü Hacer Aydın, yıllardır sergilediği mükemmel organizasyon yeteneği, sektör bilgisi ve stratejik bakış açısıyla EMITT’i sadece bir fuar olmaktan çıkarıp, küresel bir turizm buluşmasına dönüştürdü. Onun liderliğinde EMITT, her yıl büyüyerek dünya turizminin en prestijli etkinliklerinden biri haline geldi. Aydın’ın turizme olan tutkusu, inovasyon odaklı yaklaşımı ve uluslararası bağlantıları, EMITT’i rakipsiz bir konuma taşıdı.

Hacer Aydın’ın üstün yönetim anlayışı ve stratejik vizyonu, EMITT’i sadece bir turizm fuarı olmaktan çıkarıp küresel bir bilgi ve iş platformuna dönüştürdü.

 


Ziyaret ettiğimiz standlardan göze çarpan İstanbul Turizm Derneği (ISTTA) bünyesinde tüm turizm sektör üyelerine yer vermiş.

 

İstanbul Turizm Derneği (ISTTA) Yönetim Kurulu Başkanı Murtaza Kalender, EMITT 2025 Fuarı'nda sergilediği vizyoner liderlik ve yenilikçi yaklaşımıyla büyük takdir topladı.

 

Kalender'in önderliğinde ISTTA, İstanbul'un turizm potansiyelini artırmak ve şehri yılın 12 ayı boyunca canlı tutmak adına önemli adımlar atmak için ISTTA şemsiyesinde iş görüşmelerini sürdürdü.

 


Aldığımız bilgilere göre; Kalender'in girişimleri sayesinde çok sayıda ülkeden yine çok sayıda operatörler ön kayıt yaptırdı. Bu başarı, İstanbul'un uluslararası turizm arenasındaki cazibesini ve ISTTA'nın etkin çalışmalarını gözler önüne sermiş oldu.

EMITT, her geçen yıl büyüyen ve gelişen turizm sektörü için vazgeçilmez bir buluşma noktası olmaya devam ediyor.

Bu büyük organizasyonun ardından, Türkiye'nin turizmdeki yükselişi hız kesmeden devam edecek.

yilmazparlar@yahoo.com

20 Aralık 2024 Cuma

Türkiye Turizminde Yenilikçi Adım-Yılmaz Parlar





  Turizm İş Birliği

Türkiye Turizminde Yenilikçi Adım,

Özyeğin Üniversitesi ve Accor’dan Sektörü Dönüştürecek İş Birliği

İlk Adım, Accor Yönetici Yetiştirme Programı

20 Aralık 2024 tarihinde Swissotel the Bosphorus'ta düzenlenen özel bir imza töreni, Türkiye turizm sektöründe dönüşüme öncülük edecek bir iş birliğinin temellerini attı.



Bu anlamlı törene, Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Kurucu Müdürü Mehmet Teoman Alemdar, Accor Türkiye Operasyonlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Sinan Köseoğlu ve Accor Türkiye Yetenek ve Kültür Direktörü Çiğdem Özdemir katıldı.



Yenilikçi Programla Genç Yetenekler Yetişecek

Özyeğin Üniversitesi ile Accor arasında imzalanan şartname, turizm ve otelcilik sektöründe kariyer hedefleyen gençler için yönetici yetiştirme programları sunuyor. Çağdaş bir yaklaşımla tasarlanan bu program, katılımcılara teorik bilgilerin yanında pratik deneyim fırsatları sunarak uluslararası standartlarda kariyer imkanları sağlayacak.

Accor Yönetici Yetiştirme Programı ile öğrenciler, sektörün dinamiklerini yakından tanıma, liderlik becerilerini geliştirme ve fark yaratan bir kariyer yolculuğuna başlama imkanı elde edecek. Özyeğin Üniversitesi Otel Yöneticiliği ve Gastronomi ve Mutfak Sanatları Lisans Programları bu çalışmayı destekleyerek öğrencilerine sektörle entegrasyonu hızlandıran bir öğrenme ortamı sunuyor.



Akademi ve Sektörü Buluşturan Proje

Bu anlamlı ortaklığın bir başka önemli boyutu ise Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nde Mükemmellik Merkezi’nde yer alacak bir otel odasının, öğrenci projeleriyle tefriş edilmesi. Bu projeler, Accor Türkiye Mimarlık Ofisi’nin desteğiyle, Özyeğin Üniversitesi’nin Otel Yöneticiliği ile İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümlerinin öğretim üyelerinin rehberliğinde hayata geçirilecek.

Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan: “Turizm, ekonomik kalkınma ve kültürel etkileşim için çarpan etkisi yaratıyor. Turizme yapılan yatırımlar, sadece bugünü değil, geleceği de şekillendiriyor.”

Accor Türkiye Operasyonlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Sinan Köseoğlu: “Turizm sektörü, ülkelerin ekonomilerine katkı sağlayan ve kültürel etkileşim yaratan stratejik bir sektördür. Bu ortaklıkla geleceğin liderlerini yetiştirmekten gurur duyuyoruz.”



Turizme Katkı ve Gelecek Perspektifi

İmzalanan bu yenilikçi ortaklık, Türkiye'nin turizm sektörünün uluslararası alanda rekabetçi hale gelmesine katkı sunarken, genç yeteneklerin sektöre kazandırılmasında öncül bir rol üstleniyor. Turizmin, ekonomiye sunduğu katkının ötesinde, kültürel zenginleşme ve sosyal bağları güçlendirme boyutuna olan etkisiyle büyük bir stratejik öneme sahip olduğunu bir kez daha gösteriyor.

yilmazparlar@yahoo.com

 

SKAL İstanbul Kulübü Aralık 2024 Toplantısı-Yılmaz Parlar





  

SKAL İstanbul Kulübü Aralık 2024 Toplantısı

SKAL İstanbul Kulübü Aralık 2024 Toplantısı Büyük Bir Katılımla Gerçekleşti

SKAL İstanbul Kulübü Aralık Ayı Toplantısında Turizmin Gücü Konuşuldu

SKAL International İstanbul Kulübü’nün Aralık Toplantısında Misafirperverlik ve Kardeşlik Vurgusu

SKAL International İstanbul Kulübü’nün Aralık ayı toplantısı, 19 Aralık 2024 Perşembe günü Accor Türkiye Operasyonları Başkan Yardımcısı Sinan Köseoğlu ve Accor Türkiye Leased Hotels Direktörü Erhan Laçin’in ev sahipliğinde gerçekleşti.

Toplantı, turizm sektörünün lider isimlerini bir araya getirerek 2025 yılı için sektöre yön verecek fikirlerin tartışıldığı önemli bir buluşma oldu.

Zengin Katılım ve Etkileyici Konuşmalar

SKAL İstanbul Kulübü Başkanı Selma Tatar, Uluslararası Skal Dernekleri Federasyonu (USDF) Başkanı Orhon Atameriç, geçmiş dönem Dünya SKAL Başkanlarından Hülya Aslantaş, USDF Yönetim Kurulu Üyesi ve geçmiş dönem SKAL İstanbul Kulübü Başkanı Ayşe Önen’in yanı sıra SKAL İstanbul Kulübü Yönetim Kurulu üyeleri Mustafa Yalçın, Seyhan Ayel Anadolu Folk Grubu Başkanı Göksenin İleri Ayrıca önceki dönem başkanı Can Arınel, ve diğer kulüp üyeleri etkinlikte hazır bulundu.

Turizmin Güçlendirilmesi İçin Önemli Adımlar



SKAL İstanbul Kulübü, Türkiye’nin turizm sektörüne yaptığı katkılarla uluslararası alanda büyük bir takdir topluyor. Bölgesel iş birliğini artırma vizyonuyla düzenlenen etkinliklerde, Diyarbakır’da kurulan Mezopotamya SKAL Kulübü gibi yeni oluşumlar destekleniyor. Başkan Selma Tatar, kulüpler arası ziyaretlerin önemini vurgulayarak, İstanbul üyelerini Mezopotamya Kulübü’nün düzenleyeceği etkinliklere katılmaya davet etti. Bu iş birliği, bölgesel turizm potansiyelini artırmanın yanı sıra kültürel bağları da güçlendirmeyi hedefliyor.

Toplantıda, SKAL İstanbul Kulübü Başkanı Selma Tatar, Uluslararası Skal Dernekleri Federasyonu (USDF) Başkanı Orhon Atameriç ve Accor Türkiye Leased Hotels Direktörü Erhan Laçin, SKAL ve turizm sektörü ile ilgili değerli paylaşımlarda bulundu.



Selma Tatar, Mezopotamya Kulübü’ne Destek İçin Adımlarımızı Sıklaştıralım

SKAL İstanbul Kulübü Başkanı Selma Tatar, konuşmasında Diyarbakır’da kurulan Mezopotamya Kulübü’nün faaliyetlerine dikkat çekti. Mezopotamya Kulübünün Diyarbakır, Adıyaman, Urfa ve Mardin’i kapsadığını belirterek, şu ifadelerde bulundu:

“Çok güzel bir hafta sonu geçirdik. Mezopotamya Kulübünü desteklemek ve onlarla dayanışma içinde olmak benim öncelikli hedefim. Umarım yakın zamanda İstanbul Kulübü olarak Mezopotamya Kulübünü ziyaret eder, bu kulübü daha yakından tanıma fırsatı buluruz. Kulübün güçlenmesi ve bölgesel turizmin tanıtımı için bu tür dayanışma çok önemli.”

Ayrıca, Mezopotamya Kulübünün bölgesel turizme olan katkısını vurgulayan Tatar, İstanbul Kulübü üyelerinin bu kulüp için çabalarının artmasını temenni etti.



Orhon Atameriç, SKAL Kardeşliğini Daha da Güçlendirelim

Uluslararası Skal Dernekleri Federasyonu Başkanı Orhon Atameriç ise konuşmasında 2024 yılında gerçekleştirilen faaliyetleri değerlendirdi ve gelecek planlarına dair bilgiler paylaştı. Atameriç, SKAL’in büyük bir aile olduğunu belirterek şu açıklamalarda bulundu:

“2024 boyunca birçok anlamlı etkinlik düzenledik. Diyarbakır’da yaptığımız ziyarette soğuk havaya rağmen harika bir birliktelik yaşadık. Yeni yılda da etkinliklerimizi artırarak devam edeceğiz. Şubat ayında yönetim toplantısı ve seçim genel kurulunu planladık. SKAL ailesi olarak dostluk, dayanışma ve kültürel paylaşım adına çok daha aktif bir yıl geçireceğimize inanıyorum.”



Erhan Laçin, Accor Otelleri’nden SKAL’a İşbirliği Desteği

Accor Türkiye Leased Hotels Direktörü Erhan Laçin, toplantının ev sahipliğini yapmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, şu ifadelerde bulundu:

“Accor olarak SKAL gibi kültürel ve sektörel dayanışma odaklı topluluklarla birlikte olmaktan gurur duyuyoruz. Bugün burada sizleri misafir etmek bizim için büyük bir onurdur. SKAL’in misyonunu desteklemek ve turizme katkı sağlamak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.”

Laçin, Accor otellerinin sektöre kattığı değeri ve yeni projelerini de paylaşarak, SKAL ile gelecekte de işbirliğini sürdüreceklerini belirtti.

Hotel Müdürü Mine Tan Balto konuklara teşekkür etdi.



Müzikle Taçlanan Bir Gece

Toplantının başlangıç bölümünde SKAL International İstanbul Kulübü’nün üyelerinden Sarko Yazmacı, akordeon performansıyla geceye renk kattı. Bu özel performans, toplantıya katılan tüm misafirlere unutulmaz anlar yaşattı.



Accor Türkiye’den Turizm Sektörüne Katkılar

Accor Türkiye Leased Hotels Direktörü Erhan Laçin, ev sahipliği yaptığı bu anlamlı etkinlikte, Accor’un Türkiye’deki yatırımlarına ve turizme sağladığı katkılara dikkat çekti. Laçin, sektörde sürdürülebilir büyümeyi destekleyen projelerle turizmi bir üst seviyeye taşımayı hedeflediklerini belirtti. İstanbul’daki otellerin destinasyon açısından kazandığı ivmeyi vurgulayan Laçin, 2025 için yeni hedeflerini paylaştı.

Turizmde SKAL’ın Rolü ve 2025 Hedefleri

SKAL İstanbul Kulübü, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde turizmin gelişimine katkı sağlayan projeler üretmeye devam ediyor. Yeni turizm rotalarının oluşturulması, kültürel mirasın tanıtılması ve sürdürülebilir turizm anlayışının yaygınlaştırılması gibi önemli konular, kulübün öncelikleri arasında yer alıyor. SKAL Kulübü üyeleri, bu vizyon doğrultusunda sektöre yön vermeye devam edecek.

Kulüp, değerli işbirlikleri ve kalkınma projeleriyle, turizmde sürdürülebilir bir geleceğin temellerini atmaya devam ediyor.

yilmazparlar@yahoo.com